Türkiye’de Kesin Tutacak Girişim Fikri

Türkiye gelişmekte olan bir ülke. Yapmamız gereken gelişmiş toplumların bizim şu an sahip olduğumuz problemleri geçmişte nasıl aştıklarına bakmak ve bizim için uygulanabilir olanları almak, uygulanamayacak kadar farklı dinamikleri olanları da ülkemiz koşullarına nasıl uydurabileceğimizi düşünmek.

Türkiyenin en büyük sorunlarından birisi tarımsal kalkınma. Dört mevsimin yaşandığı cennet ülkede yeterli ve verimli topraklar olmasına rağmen tarımsal refaha sahip değiliz.

Gelişmeler gösteriyor ki hızlı nüfus artışı ve su kaynaklarının azalması nedeni ile dünya ülkelerin en büyük derdi beslenme olacak. Kendi nüfusuna yeterli üretimi yapıp bundan fazlasını üretebilen ülkeler gıda ihracatı ile refah seviyelerini artırabilecekler.

Tarımda teknoloji kullanımı ile ilgili bir çok alanda çalışmalar var. Batılı devletler uydu gözlemleri ile diğer ülkelerin ne ektiklerine bakıp ekilmeyen ürünlerin üretimine yöneliyorlar. Kendi kendine giden traktörler, olmuş ürünleri toplayan robotik kollar, dikine topraksız tarım ve niceleri.

Benim sizlere anlatmak istediğim ise biraz daha farklı. Çin’de e-ticaret pazarının büyük bir kısmını domine eden Alibaba’nın varlığına rağmen aradan sıyrılarak sadece 5 yıl içinde piyasa değerini 100 milyar Doların üzerine çıkarmış ve bunu bugüne kadar en hızlı başaran Çin’li bir e-ticaret sitesinden bahsedeceğim. Bu değerlemeye ulaşmak için Microsoft’un 25, Google ve Facebook’un 12, Alibaba’nın 14 yıla ihtiyacı olduğunu düşündüğümüzde bu başarının ne kadar sıradışı olduğunu daha net anlıyoruz.

Ülkemizdeki tarımsal kalkınmanın önündeki en büyük engelin, tedarik zincirindeki halkaların ortaya koydukları faydadan daha çok kazanım sağlayarak, üreticiden toptan çok ucuza aldıkları ürünleri müşteriye yüksek fiyatlardan satmaları olarak tanımlanıyor.

Tarlada üretici emek emek yetiştirdiği taze ürünleri satamıyor yada çok ucuza toptancıya vermek zorunda kalıyor. Diğer taraftan büyük şehirlerde insanlar taze sebze meyveye ya ulaşamıyor ya da çok pahalı fiyatlardan alabiliyorlar.

Bu problemin benzeri Çin’de de yaşanmış ve az önce anlattığım Pinduoduo adlı şirket tam da bu soruna eğilen bir çözüm ortaya koymuş ve inanılmaz bir şekilde başarılı olmuş.

Ülkemizde de benzer bir girişimin başarılı olacağı aşikar. Ama Pinduoduo’nun başarısının arkasında ayrıntılarda gizli başka değerli buluşlar da var.

Şimdi onlara biraz bakalım;

Öncelikle işin başlangıcı taze meyve sebzeleri tarladan alıp tüketiciye sunmak üzerine kurgulanmış. Firma bunun için bir lojistik firması ile anlaşmış ve çeşitli noktalara depolar koyarak siparişleri tam bir otomasyonla yönetmek için kafa yormuş.

Pinduoduo Çin’in fakir bölgelerine odaklanmış ve uygulamasını tamamen cep telefonu uygulaması olarak tasarlamış. Düşük gelirli kesimin mobil oyunlara çok fazla vakit harcadığını ve bu vakti çok uygun fiyatlı alışverişe dönüştürebileceğini fark etmiş.

Alibaba, Amazon gibi arama tabanlı satış sitelerine geldiğinizde ne almak istediğinizi bilir ve onu arayıp uygun fiyatlı bir satıcı bulup alışverişinizi tamamlarsınız. Yani sistem ürün odaklı çalışır ve gelen trafiği en çok satış yapan ürünleri ve satıcıları öncelikli olarak sıralayarak bir monopoly yaratır.

Pinduoduo ise sosyal ağlarda olduğu gibi davranışları inceliyor. Her tıklamanın ardındaki insan dokunuşunu anlamaya çalışıyor. İnsanlar arasındaki bağlantıları ve güveni analiz ederek benzer ihtiyaçları toplamaya çalışıyor. Uygulamanın yapay zekalı algoritması sizin daha önceki alışkanlıklarınızdan ve ilgi alanlarınızdan haberdar olduğu için tam da sizin istediklerinizi önünüze getiriyor.

Kafanızda bir ürün almak olmasa da yazılım sizi tanıdığı için alım olasılığınız yüksek ürünleri önünüze getirerek sizi alışverişe ikna ediyor.

Sosyal ağlar da olduğu gibi derken alışveriş alışkanlığını da sosyalleştirmişler. Her ürünün iki fiyatı var. Biricisi tek başınıza aldığınızda geçerli yüksek fiyat bir diğeri ise arkadaşlarınızla bir grup oluşturup toplu olarak aldığınızdaki indirimli fiyat. Uygulamanın merkezinde Çin’de en çok kullanılan mesajlaşma programı WeChat var. İsterseniz kendiniz mevcut grupların birine katılıyorsunuz yada arkadaşlarınızı WeChat üzerinden davet ederek kendiniz bir grup oluşturuyorsunuz. Yirmi dört saat içinde belirlenen sayıya ulaşabilirseniz gruptaki herkez ürünü indirimli fiyattan alıyor. Dahiane değil mi? Satıcılar toptan sattıkları için müşteriler ucuza aldıkları için mutlu. Ortada aracı filan da kalmadı. Aracılığı teknoloji yapıyor.

Grup kurmak için arkadaşlarınızı davet edip uygun ürünleri onlara gönderdikçe uygulamanın reklamı da kendiliğinden yapılmış oluyor ve müşteri edinme maliyetleri uygulama için son derece düşük kalıyor.

Buluş niteliğindeki fikirler Pinduoduo’da bitmek bilmiyor. Zamanını oyun oynamakla geçiren Çinlilere alışveriş çılgınlığını oyunlaştırarak sunuyor. Uygulamada vakit geçirdikçe, grup kurdukça ve alışveriş yaptıkça sanal ağaçlar büyütüyorsunuz. Ağaçlar belli büyüklüğe geldiğinde ise fakir halka gerçek meyve sepetleri gidiyor. Ayrıca dağıtılan meyve ödüllerini gelişmemiş bölgelerden temin ederek yoksul çiftçilere destek olunuyor. Eğer hergün düzenli olarak uygulamaya girerseniz belli oranda para da kazanıyorsunuz ve kazandığınız paraları uygulamada harcayabiliyorsunuz.

Uygulamanın içerisinde anlık indirimler, satıcıların yaptığı canlı satışlar da var. Tam bir sanal panayır yeri gibi. Oyunlaştırma deneyimleri uygulama içeriğine öylesine güzel yerleştirilmiş ki sizi uygulamadan çıkarmamak için ikna ediyorlar.

Peki bu model ülkemizde işler mi?

En önemli altyapı eksiği bizim çifcilerimizden ürünleri alıp müşterilere dağıtacak lojistik ağı. Bizdeki modelde kargo şirketleri yanında bu hizmeti sağlayacak bireysel oyuncuları da sisteme dahil etmek gerek. Bir kısm köylümüz tarlalardan ürünleri toplayarak yakın depolara taşımasını gerçekleştirebilir ve bundan gelir elde edebilir.

Büyük şehirlerde yüksek gelir düzeyindeki insanların kaliteli yerel ürünlere çok ilgi gösterdiğini biliyoruz. Kamu kurumlarında akrabalarından peynir, bal, zeytin yağı getirip arkadaşlarına satan insanlar var ve gerçekten değer yaratıyorlar.

Tüm bunları araştırmışsın sen neden bu fikri hayata geçirmiyorsun diyenlere de son bir kaç sözüm var. Buradan fikirlerimi sizlerle paylaşıp katkı sağlayacak insanlara ulaşma şansımı kullanıyorum. Bunlar büyük ölçekli projeler ve ekip işi. Tek başına yapılacak büyüklükte sistemler değil. Sizler de bana ulaşabilir fikirlerinizi iletebilir ve bu takımın bir parçası olabilirsiniz.

Kaynaklar:

--

--

Endüstri Mühendisi ve Maker

Love podcasts or audiobooks? Learn on the go with our new app.

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store